daha da - Turc Anglais Dictionnaire

daha da

Sens de "daha da" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 7 résultat(s)

Turc Anglais
General
daha da yet adv.
Predicting the impact of legislation which is going to come into force is yet more difficult.
Yürürlüğe girecek olan mevzuatın etkilerini tahmin etmek daha da zordur.

More Sentences
daha da still adv.
This list of what we think are downright objectionable items of expenditure in the EU can be extended still further.
AB'de düpedüz sakıncalı olduğunu düşündüğümüz bu harcama kalemleri listesi daha da uzatılabilir.

More Sentences
daha da further adv.
In your amendments you have gone further and asked for at least three levels.
Değişikliklerinizde daha da ileri gittiniz ve en az üç seviye istediniz.

More Sentences
daha da never adv.
In 1900 he left England, never to return.
1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, bir daha da dönmedi.

More Sentences
daha da mo [dialect] adv.
daha da still less conj.
Archaic
daha da verier adv.

Sens de "daha da" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
birbirini izleyen iki ya da daha fazla sayıda tümce ya da dizenin sonlarının tekrarı epistrophe n.
daha da kötüsü worse n.
iki ya da daha çok uçağın uçma yeteneğinin birbiriyle kıyaslanması flyoff n.
daha da ekleme superadding n.
daha da fazla olma deal n.
tek metinde birleştirilmiş iki ya da daha fazla sayıda yazı conflate text n.
bir kişinin kendi hayatı hakkında daha önceden farkına varmadığı ya da bilinçaltına ittiği bir gerçeği öğrenmesi anagnorisis n.
iki müzik grubunun ya da müzisyenin kimin daha iyi olduğunu görmek için karşı karşıya gelmesi rock off n.
miley cyrus sayesinde daha da popülerleşen hiphop müziğine karşı kalça kıvırtarak yapılan dans twerk n.
daha da geliştirme/geliştirilme further development n.
(birini ya da bir şeyi) daha az çekici hale getirme deglamorization n.
(birini ya da bir şeyi) daha az çekici hale getirme deglamorisation n.
daha önce cenova'da baş hakimlerden birine verilen unvan abbot of the people n.
orta çağ'da ağır yaralı düşmanın daha fazla acı çekmesini önlemek için canını almaya yarayan kama misericorde n.
orta çağ'da ağır yaralı düşmanın daha fazla acı çekmesini önlemek için canını almaya yarayan kama misericord n.
uyluklara veya daha da aşağıya kadar uzanan bol giysi shirt n.
akşamdan kalıp da sabah bir duble daha içmek hair of the dog v.
daha da eklemek superadd v.
daha da kötüleştirmek worsen v.
daha da ileri gitmek go further v.
daha da ileri gitmek progress further v.
daha da ileriye götürmek take something (much) further v.
daha da kötü bir hale getirmek make worse v.
daha da kötü hale gelmek become worse v.
daha da kötü bir hale gelmek become worse v.
daha da kötüleşmek become worse v.
daha da kötüleşmek have become much worse v.
daha da genişlemek get larger v.
daha da zenginleşmek get richer v.
konuyu daha da karmaşıklaştırmak complicate matter further v.
daha da önem kazanmak become even more important v.
daha da belli etmek (göbeği vb) accentuate v.
daha da belirginleştirmek (göbeği vb) accentuate v.
daha sıcak ya da soğuk yapmak attemper v.
daha da kötü hale gelmek disimprove v.
daha da yakınlaşmak closen v.
(duruma eklenerek) daha da kötüleştirmek compound v.
daha da işlemek superrefine v.
daha da arsızlaşmak outbrazen v.
daha da edepsizleşmek outbrazen v.
daha da mahvetmek outbitch v.
daha da kötüleştirilmiş worsened adj.
daha da ekleyen superadding adj.
daha da iyi much better adj.
daha da iyi even better adj.
sağlığı daha da kötü olan worse adj.
sıhhati daha da kötüleşmiş worsened adj.
sağlığı daha da kötüleşmiş worsened adj.
daha da içteki inlying adj.
daha da yumuşatılmış softened adj.
daha da önemlisi more importantly adv.
daha da fazla even more adv.
daha da uzağa further away adv.
daha (da) still adv.
daha da şaşırtıcı olan more surprisingly adv.
daha da şaşırtıcı olarak more surprisingly adv.
daha da büyük bir dereceye kadar all the more so adv.
daha da çok all the more so adv.
daha da önemlisi most importantly adv.
daha da iyisi even better adv.
daha da çok only adv.
daha da önemlisi importantly adv.
daha da önemlisi pressingly (more) adv.
daha da uzun mesafede further off adv.
Phrasals
başkalarına bilgilerinin ya da statülerinin daha yüksek olmalarından ötürü (fikirlerine katılmasanız bile) sizinle ilgili karar almalarına ya da size bir şey yaptırmalarına müsaade etmek defer to someone v.
(birisinden ya da bir şeyden) daha iyi olmak tower over v.
iki ya da daha fazla kişiyi bir durum/aktivite için bir araya getirmek/birleştirmek yoke together v.
(birine ya da bir şeye başka birinden ya da bir şeyden) daha değer vermek prize (someone or something) above (someone or something else) v.
(birisini, bir grubu ya da bir şeyi) daha değerli görmek rank above (someone or something) v.
(birisini, bir grubu ya da bir şeyi) daha önemli saymak rank above (someone or something) v.
birine ya da bir şeye başka birinden ya da bir şeyden daha değer vermek prize someone or something above someone or something v.
birine ya da bir şeye başka birinden ya da bir şeyden daha değer vermek put someone or something above someone or something v.
(birisine ya da bir şeye kıyasla) daha önemli görülmek rank above (someone or something) v.
(birisinden, bir gruptan ya da bir şeyden) daha değerli ya da önemli kabul edilmek rank above (someone or something) v.
birine ya da bir şeye başka birinden ya da bir şeyden daha değer vermek put (someone or something) above (someone or something) v.
daha da geliştirmek build out v.
Phrases
daha da kötüsü even worse expr.
daha da öteye further away expr.
daha da ileriye further away expr.
daha da iyisi better still expr.
daha da ilerisi even further expr.
daha da … ever more... expr.
Proverb
karşılaşılan zorluklar insanı daha da güçlendirir storms make oaks take roots
daha mütevazı da olsa kendi işinin patronu olmak, başkasının yanında çalışmaktan daha iyidir better be the head of a dog than the tail of a lion
kırk yaşına kadar akıllanmayan daha sonra da akıllanmaz a fool at 40 is a fool forever
eğer kötü bir duruma düştüysen durumu daha da kötüleştirecek hamlelerden kaçın if you're in a hole, stop digging
Colloquial
(hindistan'da) alt mevkide birinin daha üst kademedeki birine verdiği hediye nuzzer n.
daha da iyisi/beteri the topper [usa] n.
normalden daha hızla işleyen, iş yapan kişi ya da şey speed demon n.
teselli etmeye çalışırken daha da üzen veya cesaret kıran kimse job’s comforter n.
teselli etmeye çalışırken daha da üzen veya cesaret kıran kimse jobs comforter n.
güzeli daha da güzelleştirmeye çalışmak gild the lily v.
zararı daha da büyümeden durdurmak cut losses v.
daha da önemlisi more importantly adv.
daha da hızlı faster and faster adv.
(o kadar da iyi değil) daha iyilerini/iyisini görmüştüm seen better expr.
hatta daha da fazla and then some expr.
daha da iyisi better yet expr.
işin daha da şaşırtıcı yanı all the more amazing expr.
işin daha da ilginci all the more amazing expr.
bir kişi hakkında söylenen şeyin, diğer kimse için daha da fazla geçerli olduğunu vurgulayan ifade that goes double for expr.
daha da neler odd's bodkins expr.
daha da neler odds bodkins expr.
daha da kötü a (damn) sight worse expr.
(bir şey yapmak için) daha (da) iyi (all) the better to (do something) expr.
daha da iyi all to the better expr.
daha da fazla all the expr.
daha da fazla all the expr.
daha da iyi all to the better expr.
çıta daha da yükselmeye devam ediyor the bar keeps moving higher expr.
Idioms
işlerin/durumun (daha da) kötüleşmesi/kötüye gitmesi a turn of the screw n.
bir tartışma ya da istemeyen bir olay karşısında iki ya da daha fazla grubun birbirlerini suçlaması blame game n.
işleri/durumu katlanılması daha da zor hale getiren şey a final turn of the screw n.
işleri/durumu daha da zorlaştıran şey a final turn of the screw n.
işleri/durumu katlanılması daha da zor hale getiren şey a last turn of the screw n.
işleri/durumu daha da zorlaştıran şey a last turn of the screw n.
gitgide daha da kötüleşmek go from bad to worse v.
daha da kötüleşmek go from bad to worse v.
daha da kötüye gitmek go from bad to worse v.
daha da kötüleşmek go to hell in a handbasket v.
daha da kötüleşmek go to hell in a bucket v.
daha da dibe batmak get in deeper v.
daha da karmaşık hale getirmek open up a can of worms v.
birinin içinde bulunduğu durumu daha da zorlaştırmak tighten the noose v.
zararı daha da büyümeden durdumak cut one's losses v.
bir sorunun daha da büyük sorunlara yol açmasını engellemek stop the bleeding v.
bir şeyi daha az keyifli/başarılı ya da önemli hale getirmek throw a wet blanket over (something) v.
bir şeyi daha az keyifli/başarılı ya da önemli hale getirmek throw a wet blanket over something v.
her geçen gün (daha da) yaşlanmak not getting any younger v.
bir şeye daha inandırıcı ve mümkün kılmak için detaylandırmak, açmak ya da ek bilgi vermek lend support to (something) v.
gerçekte olduğundan daha iyi ya da geleceği daha parlak görünmek flatter to deceive v.
işler daha da zorlaşmadan bırakmak/vazgeçmek quit while the going is good v.
birini ya da bir şeyi birisi ya da bir şeyden daha değerli görmek put (someone or something) in front of (someone or something) v.
daha da alçalmak sink to new depths v.
ortalığı daha da alevlendirmek add to the fire/flames v.
ortalığı daha da alevlendirmek fuel to the fire/flames v.
zararı daha da büyümeden durdurmak cut your losses v.
işleri/durumu daha da çirkinleştirmek make matters worse v.
işleri/durumu daha da kötüleştirmek make matters worse v.
işleri/durumu daha da zorlaştırmak make matters worse v.
her geçen gün (daha da) yaşlanmak not be getting any younger v.
iki veya daha fazla afro american arasındaki suç ya da şiddet olaylarına ilişkin olarak kullanılan deyim black on black adj.
git gide daha da kötüleşen all downhill from here adj.
hatta daha da fazla with knobs on expr.
hatta daha da fazla with brass knobs on expr.
daha iyi olması gerekirken daha da kötüye gitme one step forward two steps back expr.
gitgide daha da yavaşlayarak slower and slower expr.
geçmişte iyi şeylerin yaşandığını fakat gelecekte çok daha da iyi şeylerin yaşanacağını belirten ifade the best is yet to come expr.
geçmişte iyi şeylerin yaşandığını fakat gelecekte çok daha da iyi şeylerin yaşanacağını belirten ifade the best is yet to be expr.
birinin başına gelen şeyin başkasını daha da kötü etkilemesi when (something) sneezes, (something else) catches a cold expr.